Loading....

Çalıyor ama Çalışıyor!

Çalıyor ama Çalışıyor!

En son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim: Genetiğiyle oynanmış, değerlerini unutmuş, ahlaksızlığı eğer başarı getiriyorsa baş tacı yapmış, mayası bozulmuş bir toplum olma yolunda ilerliyoruz. Bozulma; yukarıdan aşağıya, siyasetin en tepesinden en sade vatandaşa, iliklerimize kadar işlemekte. Elbette her dönem, özellikle siyasilerin başrolde, içinde ve parçası olduğu yolsuzluk olayları yaşandı. Ama 1980 askeri darbesinden sonraki ilk sivil hükümet olarak iktidara gelen Anavatan Partisi (ANAP) iktidarında şahit olduklarımızı özel bir değerlendirmeye tabi tutmalıyız. Çünkü uzun süren ANAP iktidarının etkileri kalıcı oldu. Değiştik, başkalaştık.

ANAP zihniyetinin tahribatı

Bireyciliğin, köşe dönmeciliğin, sosyal hayatın her alanında geçer akçe olduğu Özallı yıllar, aynı zamanda , “Bal tutan parmağını yalar” yıllarıdır. Devletin baş döndürücü bir hızla yağmalandığı, bu yağmanın toplumsal geleceğimize hastalıklı bir gelenek inşa ettiği “Çağ atlayan Türkiye” yıllarıdır. Siyasetin ticaretiyle, ticaretin aç gözlü, kural tanımaz, “kar merkezli” yüzüyle tanıştığımız yıllardır. Gemisini kurtaran kaptandır… Babana bile güvenmeyeceksindir… Su akarken testini dolduracaksındır… Memursan işini bileceksindir… Ülkeyi kurtarmak sana mı kalmıştır…

Dört eğilimli ANAP yılları, devlet memurundan, Başbakan’a kadar, devletin her kademesinde görev yapanların çalmasını normalleştirmiş, sıradanlaştırmış ve kanıksatmıştır. İşte bu nedenle yolsuzluklar, bir iktidarın sonunu getirmek şöyle dursun, bazen de üstüne gidenleri yerle yeksan eden gelişmeler yaşanmasına neden olmuştur.

Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP), bugün bile sosyal demokratların önüne konan İSKİ skandalıyla büyük yara almış, adı bazı köşe yazarlarınca Sosyal Hırsızlar Partisi olarak anılır olmuştu. SHP’nin daha sonra girmiş olduğu seçimlerdeki oy kaybı ve başarısızlığında İSKİ skandalının fazlasıyla etkili olduğunu söyleyebiliriz. Nurettin Sözen, 1989’da, kimsenin hatta belki kendisinin bile beklemediği bir seçim başarısıyla Bedrettin Dalan’dan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını devraldığında, İSKİ’nin başına getirdiği Ergun Göknel ilerleyen yıllarda ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet, evrakta sahtecilik gibi birçok suçtan yargılandı ve ceza aldı. İçişleri Bakanı’nı bizzat arayarak soruşturmanın derinleştirilmesini isteyen, Ergun Göknel aleyhine tanıklık yapan ve kendisi de bu davada yargılanarak beraat eden Nurettin Sözen, hakkındaki linç kampanyası nedeniyle bir sonraki dönem aday olmadı.

Onun aday olmadığı o seçimlerde basının büyük destek verdiği ANAP’tan İlhan Kesici, SHP’den Zülfü Livaneli ile yarışır gibi görünürken parçalanan oylar aradan Refah Partili Recep Tayyip Erdoğan’ın sıyrılmasına neden oldu. Böylece İSKİ skandalı, sadece sosyal demokratların değil ülkenin geleceğini de etkilemiş oldu. Oysa ki Sözen tek bir olumsuz yargı kararının, cezanın tarafı değildi ve bir sonraki seçimi de alabilecek gücü vardı!

Çalanı bırakıp “çalma” diyene yüklenme alışkanlığı

ANASOL-D Hükümeti olarak da bilinen 3. Mesut Yılmaz hükümeti (1997-1999) CHP’nin verdiği gensoruyla düştü. Türkbank ihalesinde yapılan yolsuzluklar bağlamında, bizzat bakanların ve Başbakan’ın kirli ilişkilerin merkezinde olduğu alenen ortadaydı. Buna rağmen suçlular aynı zamanda güçlüydü, ar damarları çatlamıştı. ANAP Başkanlık Divanı bir açıklama yaparak 1000 ilçe ve 80 il örgütünün binalarına asılacak dev pankartlar hazırladıklarını duyurdu. Pankartlarda “ Gözünüz aydın çeteler Baykal hükümeti düşürdü” yazıyordu!
Türkbank ihalesinde yaşanan rezillikler orta yerde dururken, çalana değil de çalmaya karşı çıkana karşı büyük bir kampanya başlatıldı. Baykal ve partisi CHP, istikrarı bozmuştu. Ekonomimiz sarsılacak, ülke koalisyon hükümetlerine mahkum olacaktı. Sorumlu Baykal’dı. Bu kampanya beklenen sonucu verdi. 1999 seçimlerinde CHP barajın altında kalarak, Meclise giremedi. CHP’nin bileti çok önceden kesilmişti. Türkbank yolsuzluğunu görmezden gelse, bu kez de “Bu nasıl bir sosyal demokrat parti, yolsuzluğa ses çıkarmıyor, göz yumuyor” çığlıkları yükselecekti.

Büyük ve başarılı bir mühendislikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na getirilen Tayyip Erdoğan, sonrasında yine iyi bir planlamayla Başbakan yapıldı. Üstelik bürokratının yaptığı yolsuzluğu açığa çıkaran ve hakkında tek bir mahkumiyet kararı olmayan, aklanan Nurettin Sözen sonrasının Belediye Başkanlığı getirdi kendisini bu noktaya…

Şimdilerde kendisine kadar uzanan, dört bakanını kurban verdiği bir yolsuzluk operasyonuyla sarsılıyor. Bu sarsılma yıkılmaya yol açar mı bilinmez. Çünkü bu ülkede çalan ama çalışanların makbul olduğunu “o” da biliyor! Çalıştığını göstermek için çaba harcıyor. Kendisine hırsız diyene, yaptığı duble yolları anlatıyor. Her demokratik eleştiriyi “sizden öğrenecek değiliz” diye göğüslüyor. Belki de haklı! Tamamen çökertildikten sonra kadrolarını bünyesine kattığı, seçmenlerini kaptığı merkez sağın, devletin içini boşaltma deneyimlerinden yararlanıyor.

Yolsuzluğu, biz sosyal demokratlardan öğrenecek değil ya!

 

Kaynak: Sosyal Demokrat Dergi